“Bir çocukla çocukluğunda ne kadar fiziksel temas kurulursa büyüdüğünde o kadar huzurlu bir yetişkin olur”
Margot Sunderland.
Doğumdan hemen sonra aile büyükleri, hemşireler ve çocuk doktoru ağız birliği etmişçesine beraber uyumamayı, aynı yatakta yatmamayı öneriyorlardı. Oysa gündüzler yıpratıcı, geceler yalnızdı. Beraberken daha iyi uyunuyordu da neden herkes aksini söylüyordu.
Bir sır gibi bunu herkesten saklıyordum. Evet herkesten, annemden, kocamdan saklıyordum, hele doktora asla söyleyemezdim. Konusu açılınca sakın sakın diye parmağını gösteren adama bebeğim ile birlikte kolayca uyumanın formülünü bulduğumu ve bunun beraber uyumak olduğunu nasıl söylerdim.
Beraber uyumak oldukça tartışılan bir konu. Bu konuda bir çok araştırma, makale, kilise ve eyalet kampanyaları, araştırma ve kitap okuduktan sonra bile bu işin bir tek doğrusu olduğunu söyleyemem. Bebeklerin özellikle ilk yılda ihtiyaçları çok fazla ve bu ihtiyaçlarının karşılanması için de annelerine yakın olmaları gerekiyor. Ama ne kadar yakın olacakları, aynı yatak mı, aynı oda mı yoksa bitişik odalarda mı yatacakları bence o evin düzenine göre değişebilir. Gece boyunca her istediğinde annesini yanında bulabiliyorsa ayrı odada yatması da uygun olabilir. Kimseyi yargılamamak gerektiğini de düşünüyorum. Bizi sorarsanız 6 aya kadar anne yanı yatağımız vardı. Ebeveyn yatağı ile aynı hizaya gelen yatakta aynı yatakta gibi ama ayrı yattığımızda oluyordu, sınırların bulanıklaştığı yatakların karıştığı zamanlarda. Gündüz uykularını ise yatak yerine anne üstünde tercih ediyorduk. Bense sadece uzanıp kitap okuyabiliyordum başka işler genelde bekliyordu.
Bir sır gibi bunu herkesten saklıyordum. Evet herkesten, annemden, kocamdan saklıyordum, hele doktora asla söyleyemezdim. Konusu açılınca sakın sakın diye parmağını gösteren adama bebeğim ile birlikte kolayca uyumanın formülünü bulduğumu ve bunun beraber uyumak olduğunu nasıl söylerdim.
Beraber uyumak oldukça tartışılan bir konu. Bu konuda bir çok araştırma, makale, kilise ve eyalet kampanyaları, araştırma ve kitap okuduktan sonra bile bu işin bir tek doğrusu olduğunu söyleyemem. Bebeklerin özellikle ilk yılda ihtiyaçları çok fazla ve bu ihtiyaçlarının karşılanması için de annelerine yakın olmaları gerekiyor. Ama ne kadar yakın olacakları, aynı yatak mı, aynı oda mı yoksa bitişik odalarda mı yatacakları bence o evin düzenine göre değişebilir. Gece boyunca her istediğinde annesini yanında bulabiliyorsa ayrı odada yatması da uygun olabilir. Kimseyi yargılamamak gerektiğini de düşünüyorum. Bizi sorarsanız 6 aya kadar anne yanı yatağımız vardı. Ebeveyn yatağı ile aynı hizaya gelen yatakta aynı yatakta gibi ama ayrı yattığımızda oluyordu, sınırların bulanıklaştığı yatakların karıştığı zamanlarda. Gündüz uykularını ise yatak yerine anne üstünde tercih ediyorduk. Bense sadece uzanıp kitap okuyabiliyordum başka işler genelde bekliyordu.
BERABER UYURKEN ALINACAK ÖNLEMLER
Beraber uyumak konusunda çok fazla farklı görüş var. Ayrıca bu görüşlerin yanı sıra beraber yatmanın riskleri de var. Ve bu riskleri minimize edecek şekilde ortamı ayarlamak, yatak sertliği yorgan ve yastıkların fazlalığı yatağı paylaşan ebeveynlerin tutumu ve sorumluluk almaları, yataktan düşmemesi için önlem alınması, yatağın çok dar odanın havasız olmaması gibi genel güvenlik önlemlerini sağlamak önemli. Beraber uyumayı tavsiye eden kaynaklarda bu detaylar mutlaka ön koşullar olarak yer alıyor.
Ama bununla beraber de bir çok kaynakta da ayrı yatak öneriliyor ve beraber yatmak için alınacak önlem ve tavsiyeleri söylemek yerine kesinlikle beraber yatılmaması gerektiği söyleniyor. Buna temel teşkil eden inanç "Ani bebek ölümü sendromunun" beraber yatma ile bağlantısı. Buna dayanarak Amerikan Pediatri Derneği, doktorlar üzerinde beraber yatmayı zinhar yasaklamak yönünde karar almış. Bu konuda kampanyalar yapılmış, istatistikler tutulmuş. İlk günden itibaren ayrı yatak ve hatta oda önerilmiş. Oysa bebeklerde ABÖS yüzdesel olarak kendi yatağında yalnız yattığı zamanlara göre daha düşük bir ihtimal. Mesela aşağıdaki tabloda sağa doğru daha yükselen riskleri görüyorsunuz. Bu yatağı paylaşma konusunda cesaretlendirmek için yapılmış bir karşılaştırma tablosu. En sağda yani yüksek riskli tarafta fıstık alerjisini ve yaygınlığını görebilirsiniz.
Amerika'da eyaletler de boş durmamış, onlar da birlikte yatmanın riskleri üzerine kampanyalar düzenlemişler. Aşağıda ebeveyn yatağının başucunu mezar taşı gibi yaptıkları reklamda "Geçen sene, bir çok bebek için burası son dinlenme yerleriydi. En güvenli yer beşiğidir." yazıyordu. (Görsel McKenna'nın sunumundan alınmıştır)
DOĞUDA NASIL UYUYORLAR?
Dönüp doğuya baktığımızda Çin, Vietnam, Tayland, Kamboçya ve diğer ülkelerde beraber uyuma, odayı ve yatağı paylaşma çok yaygın(Sarah Ockwell-Smith), buna karşılık ABÖS yüzdesi neredeyse sıfır.
Mesela Japonlar çocuklarla büyük yaşlara kadar yatak veya oda paylaşmayı makul görüp batıdaki uyku eğitimi ve ayrı yatak/oda ısrarını zalimlik olarak adlandırıyorlar.
Peki Batı’da neden böyle. Neden daha henüz çocuğunuzu kucağınıza verdikten sonra aynı yatakta yatmamayı ve bunun olası negatif sonuçlarını sıralıyorlar. Neden ilk günden ayrı bir odaya koymayı, bir an önce bütün gece kesintisiz uyuması doğruymuş gibi davranıyor insanlar. Beklenti neden bu yönde.
KİLİSENİN NEDEN ÇOCUKLARI İLE BERABER UYUYAN ANNELERİ AFAROZ ETMİŞ?
Uyku konusunu araştırdığınızda geriye doğru gidince özellikle Avrupa ve Kilise’nin çok enteresan gerçekleri ile karşılaşıyorsunuz. Çocuklara uyumaları için sedatifler verilmesinden, kilisenin anne-çocuk bağlanması konusundaki müdahelelerine kadar ortaçağın karanlık sırları ile rastlaşabiliyorsunuz. Ortaçağda 1500 lerde yoksul kadınların yataklarında boğdukları çocukların itirafına çocukların hayatını korumak adına kilisenin aldığı önlem 3 yaşına kadar çocuklarını ayrı yataklarda yatırmayan annelerin dinden atılacağını söylemek oluyor. (J.Mckenna) (James Mackenna bir antropolog, kendisinin uyku tarihi ile ilgili araştırmaları ve 150 kadar da makalesi var. Ayrıca sahip olduğu uyku laboratuvarında anne bebek uykusunun beraber ve ayrı ayrı durumlarını etkilerini araştırıyor. Google'dan makaleleri ve sunumlarına ulaşmak mümkün.)
"Zamanla, diğer Batı eğilimleri bu kararname (kilise kararı) ile birleşti: Artan zenginlik ve bağımsızlık ve bireysellik değeri, ayrı yatak odalarını moda haline getirdi. Buna ek olarak, Freudyen psikoloji evlilik yatağına ayrıcalık tanıdı ve ebeveynlerin cinselliğine maruz kalırlarsa bebeklerin zarar göreceğini iddia etti. Dini ve psikolojik görüş, çocukların şımartılmaması veya şımartılmaması gerektiğini, büyümek için ciddi disipline ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
1960'larda ise Dr. Spock nazikçe, yenidoğanların yalnız uyumaları için eğitilmesini tavsiye etti ve eğer bebeğin ağlaması ebeveynleri strese sokuyorsa, gürültüyü engellemek için kapının altına bir havlu koymaları gerektiğini söyledi. (evet bunu gerçekten söylemiş)1990'larda ebeveynler bebeklerini Richard Ferber'in Solve Your Child’s Sleep Problems adlı kitabına dayanarak "bağımsız olarak" uyumaları için "feryat ettiler"." (Diana Divecha)
BERABER UYUMA VE ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU
1963'te, ani bebek ölümü sendromu (SIDS) tıbbi bir sorun haline geldi ve ölüm oranı çoğu Batı ülkesinde 1000 canlı doğumda iki ila üç bebekti. 70'ler ve 80'lerdeki epidemiyolojik araştırmalar ABÖS ile birlikte meydana gelen faktörleri, özellikle mide ve yetişkinlerle uyumayı belirledi. Amerikan Pediatri Akademisi onların ipucunu aldı ve tüm pediatristler bebeklerin yetişkinlerden ayrı olarak sırtüstü yatırılmalarını tavsiye etti. SIDS oranları düşmeye başladı.
Aynı zamanda, araştırmacılar, birlikte uyumanın en yaygın olduğu kültürlerde ABÖS'ün en düşük olduğunu gözlemlediler. Gönüllü solunumun çevrimiçi olduğu (ve SIDS'in zirveye ulaştığı) iki ila üç aylık savunmasız yaşta, bebeğin solunum mekaniğinin gelişiminde bir aksaklık varsa, yetişkinin yakın gözetimi ve varlığı özellikle önemli olabilir.
MEMELİLER ANNELERİYLE UYUR
Memeliler anneleri ile birlikte uyurlar dolayısıyla beraber uyumuyorsanız bile uyuyana kadar çocuğunuzun yanında kalmayı öneriyor Aletha Solter.
Daha da eski zamanlara gittiğimizde Avcı-toplayıcı zamanlarda hayatta kalmaları için çocuklar ebeveynlerinin yakınında tutulurdu. Evet şu anda avcı-toplayıcı dönemde değiliz, ortaçağda da değiliz ama bizim modernleşme hızımızla içgüdülerimizin modernleşme hızının aynı olmadığını da biliyoruz. Yani modern dünyaya doğan çocuğun bir günde, bir yılda modern hayata adapte olmasını beklememiz gerçekçi değil.
Kaynaklar:

Yorumlar
Yorum Gönder